Kalp Çemberini Okuma Yolculuğu
Nedir kalp çemberi? Kalp çemberi, sizin yaşamınızdır. Yaşamınız, ilişkide olduklarınızla şekillenir. Kiminle yakın olduğunuz, kimden mümkün olduğunca uzak durduğunuz, kime çekildiğiniz ama ona doğru bir adım atmaya cesaret edemediğiniz, kimin sizi istila edercesine sınırlarınızı ihlal ettiği, kimin size umut verdiği, kimin sizi ağırlaştırdığı…
Sadece insanlarla ilişkide değilizdir. Doğayla ve eşyayla da ilişkideyizdir. Havayla, suyla, toprakla… Mevsimle, iklimle… Yaşadığımız sokak ve binayla, evimizle, odalarıyla, içini dolduran eşyalarla, onların sizde canlı tuttuklarıyla…
Pencereye gelen kuşlarla, onların sesleriyle, sokakta hayatta kalma mücadelesi veren veya artık ailenizden biri olan kediyle köpekle, her gün selamlaştığınız ağaçla, onun kâh üzerinde gururla taşıdığı kâh üşüyen toprağın üzerini örttüğü yapraklarıyla…
Sokağınızı süpüren görevliyle, cuma günleri alt geçitte çorap satan teyzeyle, ekmeğinizi aldığınız fırınla, hastalandığınızda kapısından içeri girdiğiniz eczaneyle… Her şeyle ilişkidesinizdir. Siz bu ilişkinin sizin üzerinizdeki gücünün farkında olsanız da olmasanız da…
Kalp çemberi, yaşam çemberidir. Bu çember, sizin parçalarınızı görünür hale getirir. Sevdiklerinizi, sevmediklerinizi… Kabul ettiklerinizi, etmediklerinizi… Anlayış ve şefkat gösterebildiklerinizi, gösteremediklerinizi…
Etrafınızda olup bitene bakmak, aynaya bakmak gibidir. Kendinizde de sevdikleriniz, sevmedikleriniz vardır. Kabul ettikleriniz, etmedikleriniz… Anlayış ve şefkat gösterebildikleriniz, gösteremedikleriniz…
Ben size bir çemberden daha bahsetmek istiyorum. Bu çember, bir haritadır. Biz bu haritaya doğum haritası diyoruz. Bu haritada sizi ve içinde yaşadığınız dünyayı, o dünyanın kahramanlarını ve sizin bu kahramanlarla olan ilişkinizi anlatan göstergeler vardır. Herkesin bir masalı olduğunu, her masalda iyilerin ve kötülerin olduğunu ve hepsinin masalı masal yapan bir gücü olduğunu düşünebilirsiniz.
Modern astrolojinin önemli temsilcilerinden Steven Forrest, bir araya gelen iki kişinin birbiriyle değil, birliktelikleriyle ilişkide olduğundan söz eder. Bu yaklaşım bana şu soruları sordurur:
-Siz karşınızdaki kişiyle mi yoksa algıladığınız kişiyle mi ilişki kuruyorsunuz?
-Burada zamanla birbirinize mi daha çok yakınlaşıyorsunuz yoksa ilişkiye mi alışıyorsunuz?
-Eğer karşınızdaki bir yansımaysa zamanla karşınızdaki kişiyi mi yoksa kendinizi mi daha iyi tanıyorsunuz?
Ben her iki olasılığın üzerine düşünmenin de insana katacağı çok şey olduğunu düşünüyorum.
İçinde yaşadığınız dünyayla ilişkinizi daha yakından tanımak, kendinizle ilgili daha çok şeyi fark etmenizi sağlıyor. Astrolojik semboller tam da bu noktada kadim bir dil olarak devreye giriyor.
Ben hiçbir zaman astrolojiyi geleceğini merak ettiği için öğrenmek isteyen biri olmadım. Astrolojinin bana en büyük hizmeti kendimi tanıma yolculuğumdaki kolaylaştırıcılığıydı. Bu sonrasında ilişkilerime farklı bir pencereden bakmama yardımcı oldu. Kimi nasıl algıladığım ve neden onu bu şekilde algılayabileceğim üzerine düşünmemi sağladı.
Bu aşamada bir şeyin daha benim için öneminden bahsetmek istiyorum: Bedenimi tanıma yolculuğum. Her ne kadar henüz ilkokuldayken karate dersleri almış, yürümeyi ve dans etmeyi hep çok sevmiş olsam da benim için bedenimi tanıma yolculuğum 2017 yılında katıldığım Gülin (Zeytunlu) Hocamın Hindistan’da gerçekleştirdiği yoga eğitimiyle başladı.
On beş gün boyunca her sabah ve her akşam kalbime dokunan pratikler yapıyorduk. Hindistan beni zaten çok etkilemişti; bununla birlikte Chennai’de kaldığımız otelin terasında yaptığımız ilk yoga pratiği, bir asanadan diğerine geçerken bedenimde uyanan hisler… Sanki çatı arasına terk edilmiş sandıkları bir bir açıp varlığını bile unuttuğum bu kadar değerli şeye tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordum.
Gözümden süzülen yaşların kalbimin bir kez daha kırılması korkusuyla onun üstüne yığdığım tüm çerçöpü yıkadığını hatırlıyorum. Gülin Hoca çok iyi bir eğitmendi. Gözlerinin içine bakar, kalbinin derininde olup bitene seninle şahitlik ederdi. Kendini asla kendi haline bırakılmış hissetmezdin. Buna ihtiyacın olduğunu hissettiğinde elini uzatırdı. O an seni hiç zorlamazdı. Şefkatini hissedebilirdin. Ama öyle anlar gelirdi ki hadi derdi, hadi! Savaş Tanrıçası Durga’nın haykırışı gibi, seni buna çoktan hazırlamış olurdu ve sen bedeninin yapabildiğine şahit olurken kendinle ilgili bütün kabullerin yıkılıp giderdi.
Olduğuna inandığın kişiden ibaret olmadığını fark ederdin. Kendine bakışın değişirdi. Bu hayata bakışını, diğerleriyle ilgili algını da değiştiriyordu. Benim için bu Hindistan yolculuğu, hayatımın çok önemli bir kırılma noktasıdır. Bedenimle tanışıklığımız orada başladı. Sonrasında tadı damağımda kalan bu dersleri bırakamadım ve İstanbul’dan ayda iki kere İzmir’e taşınarak Gülin Hocamla yoğa eğitmenlik eğitimini tamamladım.
Harika bir gruptuk. Bir arada olmak hepimize çok iyi geldi. Hiçbir grup tesadüfen oluşmaz. Ben buna tüm kalbimle inanırım. Biz o çemberde çok şey bıraktık. O çemberden çok şey alıp çantamıza kattık. Çemberler, yaşam gibidir. Gülin Hocam bir gün bir dersimizde matınız, hayatınızdır demişti. “Onun üzerinde bazen sizi zorlayan asanaların içinde bulursunuz kendinizi. Denersiniz. Başarır başaramazsınız. Biraz başarır biraz başaramazsınız. Kendinizi gözlemleyin. Matınız üzerinde hayatı nasıl yaşadığınızın farkına varırsınız. Durmanız gerektiğini hissettiğiniz yerde durmalısınız.” derdi. “Bedeniniz bugün ne kadarına izin veriyorsa…” Bu sözleri hep kulağımdadır.
Biz bu “Kalp Çemberini Okuma Yolculuğu” kampımızda, kalbine ve ruhuna güvendiğim eğitmen arkadaşlarım Aylan Günenç ve Alex Kargı ile sizi hem bir doğum haritasının hem de bedeninizi keşfetme yolculuğunun sırrıyla buluşturacağız. Planlananlar var; bununla birlikte her zaman bir dolu da planlanmayanlar olur ve bence hayat mucizelerini en çok burada saklıyor. Siz kalp çemberinize baktığınızda ne görüyorsunuz? Birlikte bakmanın sihrini yaşamak ister misiniz?
Astrolog
Hüseyin Akdağ