Plüton Gezegeni Kova Burcuna Geçmeye Hazırlanırken Koç Yeniayı

Plüton Gezegeni Kova Burcuna Geçmeye Hazırlanırken Koç Yeniayı

Ağır hareket eden gezegenlerin geçişleri, hızlı hareket eden gezegenlerin daha anlaşılır kılınmasını sağladıklarıdır. Ağır hareket eden gezegenler, dönemin ruhunu belirlerken hızlı hareket eden gezegenler ve ay fazları, dönemin ruhunu taşıyan kolektif ve kişisel olay örgülerinde tetikleyici görevi taşır. Olan her şeyin suçlusu haline getirdiğiniz veya tüm beklentinizi kendisine yönelttiğiniz bir astroloji anlayışına sahipseniz, bu yazıyı okumayı burada bırakabilirsiniz. Biz sorumluluk alarak ilerleyeceğiz.

Mademki en ağır gezegenimiz Plüton, önce biraz onu tanımaya çalışalım! 1930 yılında keşfedilen, zenginlik ve sonraları daha ziyade yeraltı tanrısı olarak bilinen eski bir pagan tanrısının ismiyle anılan bu gezegen, yok edici ve yenileyici bir süreci içeren, patlayıcı ve taciz edici bir etki olarak görülür. Bu etki, farkına varılmadığında, yeraltı faaliyetleri ve suçla, toplumda tabu edilen şeylerle ilintilidir. Farkına varıldığında ise kurtarılması, ıslah edilmesi, iyileştirilmesi ve dönüştürülmesi gereken şeylerle ilintilidir.

Dönüşüm, organizmada uyumsuz veya istenmeyen veya gerilim yaratan unsurların atılması veya arıtılmasıyla gerçekleşir. Burada en büyük arzu güç, en büyük korku ise acizliktir. Psikolojik olarak yenmeye (yıkmaya odaklanıldığında) saplantılı- takıntılı haller görülür. Bu etki altında verimli, yaratıcı ve iyileştirici olabileceğimiz gibi karanlık, acımasız, zorba, sadist ve ölümcül de olabiliriz. Bağımlılık, tabi olma ve duygusal karmaşa bu gezegenin zorlayan deneyimleridir.

Güç savaşları ve acizlik deneyimi, yaşanacak dönüşüm, kişinin iradesini aşan, kolektif olaylar ya da doğal felaketler sebebiyle olabilir ve insan, tamamen yenilenmiş ve biçim değiştirmiş şekilde yaşamına devam edebilir. Bu gezegen etkisini ani göstermez, derinden yavaş yavaş ilerler ve kendini hissettirmeye başlar.

Plüton gezegeninin oğlak burcuna 2008 yılında girdiğini hatırlayalım! Yaklaşık 15 yıldır bu etkileri deneyimliyoruz. Bu durumda biraz oğlak burcu sembolizmini anlamaya çalışalım! Oğlak burcu toprak elementinden olduğu için maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Toprak burçlarının sonuncusu ve en gelişmişi olarak kişiselliği geride bırakıp toplumsal arenada işlev görür ve öncü niteliğiyle kendi kendine harekete geçer.

Burada şu bilgiyi eklemek isterim. Gökyüzü geçişlerinden kimilerine doğamız gereği, geçiş zorlu dahi olsa daha kolay uyum sağlarız. Söz konusu gündem, bizim yaşam boyu üzerine birçok deneyimimizin olduğu veya kişilik ve karakterimizin sürece uyum sağlamamızı kolaylaştırdığı bir boyuttadır ve ihtiyaç duyduğumuz cevaplara ulaşmak daha kolay olur. Bazılarıysa bize epey yabancıdır. Bu alanda pek bir deneyimimiz olmamış, daha önce bu gibi deneyimleri olan birilerine rastlamamışızdır. Bunun bize etkisi daha sarsıcı olabilir; bununla birlikte gelişimimize önemli bir katkısı olmayabilir. Tam da bu yüzden söz konusu etkileri herkes, kim olduğuna bağlı olarak deneyimler. Herkes için benzer bir deneyim boyutundan söz etmek, bir virüsün her insan için benzer etkileri olacağını düşünmeye benzer ki bunun hiç de böyle olmadığını geçtiğimiz yıllarda epey anladık. Hasta etme olasılığı vardır, kimileri de sağlıklarıyla daha ilgili hale gelip eskisinden daha sağlıklı yaşamaya başlar, hatta ölüm gerçeğiyle yüzleşerek yaşam şekillerini çok daha ruhlarının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde revize eder.

Oğlak ve balık figürleriyle simgelenen oğlak burcu besleyen, uygarlığı getiren, güneşi yeniden doğuran veya güneşin doğuşu ile ilişkilendirilmiş burçtur. Bunun için tıpkı uygarlaşma sürecinde olduğu gibi zorlu mücadeleler verilir, engeller aşılır, sınırlar belirlenir, bu sınırlar içinde yapılanma sağlanır, birtakım kurallar konulur, bu kurallara uyulması sağlanır, görev ve sorumluluk verilir ve tüm bunlar yönetilir.

İnsanlık âleminde oğlak burcunu bir devletin veya büyük bir şirketin yöneticisi rolünde görebiliriz. Psikolojik açıdan koç burcunda tamamen kişisel olarak yolculuğuna başlayan ego, oğlak burcunda toplumsal bir niteliğe dönüşür. Mücadelemi vatanım, milletim adına veriyorumdur. Bunu hedefler belirleyip bu hedeflere adım adım ilerleyerek, kendimi gerçekleştirip kendi doğamı toplumsal kimliğim ile birleştirerek yapıyorumdur.

Bu yolda kişisel isteklerimi ve duygusal ihtiyaçlarımı kontrol altına alabilmem gerekir; bununla birlikte kendimle ve gerçek duygularımla bağlantım kesilirse soğuk ve duygusuz bir insan olurum, aldığım sorumluluğu yerine getirme kapasitemin kaynağı olan tek başına hareket edebilme özelliğim yozlaşarak kimsesizliğe dönüşür. Statü ve saygınlık peşine düşerim, tek amacım otorite alanımı genişletmek olur. İçimde bulmam gereken saygıyı ve onayı dışarıda aramaya başlar, kalbimin isteklerini yok saydığım için ait olmadığım bir toplumsal rolün ve başkalarına ait sorumlulukların kurbanı olurum.

Umutsuz, karamsar, depresif, aşırıcı kontrolcü olmaya ve yüksek standartlarla kendimi kaskatı yapmaya karşı tetikte olmam gerekir. Yapmam gereken kendi hayatımın otoritesi olmakken otorite figürleriyle bitmek bilmez bir mücadeleye girişebilir, başkalarının hayatının otoritesi olmaya kalkışabilirim. Bu diktatörlüğe kadar gidebilir. Yengeç burcunun gölgesine kaçarak toplumun bir bireyi olarak kendi hayatımın otoritesi olup içinde yaşadığım topluma katkı sağlayabilecekken ev ahalisine kan kusturan veya ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğiyle ilgili söylemleri olan birine dönüşebilirim.

Burada tekrar araya girmek istiyorum. Çok sevdiğim bir söz vardır: Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez. Astrolojik döngüleri veya kişisel döngülerinizi anlamak istiyorsanız, bu sözü kanımca ilkeniz haline getirmeniz gerekiyor. Astrolojik döngüler sizi her zaman bir sonraki aşamaya hazırlar. Geride bırakmakta olduğunuz dönemi anlayamadığınız müddetçe kendisine doğru ilerlemekte olduğunuz dönemi anlayamazsınız, dolayısıyla gerekli donanımı sağlayamadığınız için sonraki süreçte savunmasız kalır, önce geçemediğiniz dersleri vermeniz gerektiğini fark edersiniz. Bu yaklaşım öngörü sistemlerinin hepsi için geçerlidir. Ortaya çıkabilecek sonuçlar, olasılık kazanından kepçenizin neyi çekip çıkardığı, biraz da sizin kazanınıza hangi sebzeleri, nasıl attığınızla ilgilidir. Ateş yanıyor, ne atarsanız atın pişecek. Ne kadar pişeceği sizin denetiminizde, ateş yanarken siz kazanı hiç ateşin üstüne koymamış da olabilirsiniz, hatta sebzeleriniz sahip çıkmadığınız için diğer orman sakinleri tarafından çalınabilir. Ateş geçebilir. Ateşin etrafına taş dizmediyseniz, yangın da çıkabilir. Her bir aşama, buraya nasıl geldiğiniz ve şu an nasıl burada varlığınızı sürdüğünüze paralel olarak vücut bulur. Burası iyi anlaşılmalıdır.

Gelelim kova burcu sembolizmini anlamaya çalışmaya! Önümüzdeki 20 yılın hikâyesi! Elementi hava olduğu için akılla ilgilidir. Sadece aklıyla yaşayan, gerçekçi olmayan, yüzeysel, dengesiz olanla tarafsız olmayan, kendine, yaptıklarına tarafsız bakamayan, yeniliklere kapalı, soyutlanmış, bağlantısız insanların arasında soru soran, kavramlaştıran, analiz ve tahlil eden, gözlemci, nesnel, mesafeli, fikir alışverişini seven, işbirliğine eğimli özellikler geliştiren olabilirsiniz. Kimimiz için bu daha kolay, onlara da başka zorluklar var. Kimimiz için zor, onlar da güçlü yanlarını devreye alacak.

Kova burcu, sabit niteliğinden ötürü kararlıdır. Değişimin zorunlu olduğu zamanlarda bile değişime direnenle dayanma gücü eksik, dayanıksızlar arasında amaca yönelik, sağlamlaştıran, azimli, irade sahibi, telaşsız olabilirsiniz.

Hava burçlarının sonuncusu olarak yüksek akılla ilişkilendirilen bu burçta, yeni bir kişiliğin, yeni bir toplumun kıpırtıları hissedilir. İçinde yaşadığı toplumun güvenli modellerini bir kenara itip kişi, kendi özelliklerini ve bütünlüğünü gittiği her yerde ifade eder. Koçun kişiselliğinin aksine kova, toplumsal bir bireydir. Başkalarıyla bağlantılar, her şeyi birleştirip bir bütün haline getirir, sosyal ve ilişkiye yöneliktir. Amaç yenilik, özgürlük ve değişimdir. Bu deneyimleme özelliği verir.

Bu burç düşünülmemiş şeyleri akıl etme, öğretilmeyen yollarla düşünebilme, eski bir oluşuma yeni bir akılla bakabilme becerisi demektir. Bu sayede katılaşmış yapılar yarılıp geçilecek, icatlar ve buluşlarla sosyal iyileşme, devletin, toplumun uygarlaşması ve yapıcı şekilde gelişmesi sağlanacak, insanlığı yeniden biçimlendirecek teoriler geliştirilecek ve elektronik, teknolojik yeniliklerle insanlığa katkıda bulunulacaktır.

Her ne kadar psikolojik açıdan bu burcun hedef hangi açıdan farklı olduğunu göstermek olsa da toplum tarafından dışlanmak, sürgüne gönderilmek tehlikesi boyun eğmeye neden olabilir. Kişi kendisini ve toplumu değiştirebilecek yenilik, dayanıklılık ve çabadan yoksun kalır. Kendisine toplumda bir yer açması ve birey olarak kendisini ait hissedebileceği bir toplum şeklini yaratmaya katkıda bulunması gerekir. Aksi takdirde sürekli bir isyan durumunda, tuhaf, uçuk kaçık, ne yapacağı belli olmayan veya teorik ve her şeyin nasıl olmasını söyleyen, sabit fikirli, toplumdan kopuk, ben hepinizden farklıyım tavrı ile kendindeki birçok özelliği geliştirmeyen birine dönüşebilir. Kendisine hayran olunması ve dikkatleri çekmeye çalışması nedeniyle asıl bir araya geleceği insanlarla bir araya gelemeyebilir.

Şimdi bunları biraz düşünelim! Plüton oğlaktayken kişisel dönüşüm, öz disiplin, görev duygusu ve kader anlayışında bir dönüşümü deneyimledik. Kimileri bu yıllarda kişisel vurgularına paralel olarak hatırı sayılır eşiklerden geçti. Şimdi insanlık için yeni fikirlerin geliştirilmesi sürecinde ve düşünce sorunlarıyla ilgili bir dönüşüme ilerliyoruz. Olumlu yönüyle yenidünya düzeni kuruluyor ve bu düzende özgürlüğü ve yeniliği deneyimleyeceğiz. Burada özgürlüğün sınırları olduğunu hatırlamamız ve ayaklarımızı yere sağlam basabilmemiz çok değerli! Değilse büyük kargaşalar, anarşi, asla uygulanamayacak teoriler ve reformlar peşinde koşanlardan, her şeye isyan edenlerden de söz edebiliriz. Hedef herkesin eşitliği ve özgürlüğü, toplumsal yararı olacak. Herkesse bunu kendince yapacak. 

Gelelim koç yeniayına! Koç oldukça dürtüsel hareket etme eğilimi olan bir burçtur. Yöneticisi Mars, oğlak burcunda yücelir. En ağır gezegenimiz olan Plüton, hala oğlak burcunda ve yeniay haritasında lider konumunda! Yukarıdan aşağı doğru gelirsek hala gündemimizin veremediğimiz derslerle ilgili olduğunu anlayabiliriz. Belki dönüp Plüton gezegeninin nelere karşılık geldiğini ve oğlak burcunu okumak istersiniz.

Koç burcu ateş elementinden olduğu için yanan alevle harekete geçen, öncü olduğu için başlatma inisiyatifine sahip bir burçtur. Geçmiş ve mazi duygusu yoktur. Yeniay fazı da gölge yönüyle aşırı dürtüsel, hızla girişilen konularda başarısızlığın göstergesidir. Olumlu yönüyle içgüdüyle bir hedefe ya da amaca odaklanarak o hedefi aydınlatır. Koç burcu sembolizminde de bir şeyi başlatmadan, öncelikle başlatılacak o şeyin ne olacağının doğru saptanması gerekir. Yaşamla yüzleşme ve mücadele etme coşkusu, sonrasında işe yaracaktır.

Yeniayın gerçekleştiği altıncı ev, kişinin hizmet etme- çalışma- verimli olma tarzıyla ilgilidir. Burada günlük hayatın zorunluluklarıyla nasıl baş edildiği önem kazanır. Ustalık- çıraklık deneyimleri devreye girer. Rehberlerle ilgili gündemler oluşur. Kılavuzunuzun kim olduğu?

Burası sağlık ile de ilgilidir. Sağlıklı yaşamın anahtarları olan beslenme alışkanlıkları, fiziksel egzersiz, uyku düzeni, zaman yönetimi, yaratıcı eylemler, kendimize ayırdığımız ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz zaman üzerine düşünmemiz gerekir.

Mars gezegeni dikkat çekiyor. Mars kişinin hayatta kalmak için nasıl mücadele ettiği, nasıl hareket ettiği, fiziksel enerjisini nasıl kullandığıyla ilgilidir. Öfkeyle kalkıp zarar ile mi oturuyorsunuz yoksa sağduyu ile sistemli bir şekilde varlığınızı koruyarak hedeflerinize doğru mu ilerliyorsunuz? Siz kimdiniz? Kendini gerçekleştirmek neydi? Nerede ve kiminle savaşıyorsunuz? Bu sizin amacınıza hizmet ediyor mu? Yoksa sadece bir şeylerden kaçarak asıl sorumluluğunu almanız gerektiğini bildiğiniz şeyin sorumluluğunu almak yerine kendinize geçici çözümler mi buluyorsunuz?

Burada koç- terazi karşıtlığını da iyi anlamak gerekir. Kendimi görmeliyim. Bunu sana göstermeliyim. Sana senin kendini görebilmen için alan açmalıyım. Senden bana kendini göstermeni istemeliyim. Seni görmeye kendimi açmalıyım. Biz birlikte, kendi kör noktalarımızın farkında olma şansı kazanarak işbirliği içinde daha güçlü bir yapı kurmalıyız. Karşımdaki benim sadece düşmanım değil, aynı zamanda eşim, ortağım, rakibim, en yakın dostum… Ve belki hepsi! Birbirimizi yok saymak, çözüm olmayacak. Öyleyse önce birbirimize kulak verelim ve sınırları tekrar gözden geçirelim. Ya duvarlar indirdik ya da alan ihlaline müsaade ettik. Yeniden yapılandırabilir ve doğru mesafede ilişkimizi gücümüz haline dönüştürebiliriz. Bu her şeyin daha anlaşılır olmasını sağlayacaktır. Her şeyin bir anda olmadığını ve olamayacağını hep hatırlayalım! Kader gayrete âşıktır.

Sevgilerimle,
Hüseyin Akdağ
Astrolog

Kaynakça: Astroloji Dergisi- Barış İlhan, Barış İlhan Yayınevi 

Kapat